|
KİTAB-ÜL HİYEL DEĞERLENDİRMESİ / HAYRİYE ÖZEL
Eski zaman mucitlerinden üçünün hikayesi; ,mekanik tarihi, simya, tasavvuf sembolleri ile bezenmiş,iç içe geçmiş ,müthiş kurgulanmış,tarihi İstanbul dekorunda, ironik uslup ve masalsı bir dille insanı hayrete düşüren güzellikte anlatılır.Neredeyse her satırdaki felsefe,kurgudaki zeka kitabı defalarca okunacaklar listesine dahil ederken,her okunduğunda yeni bir şey keşfedileceği garantisini de vermektedir.Yazar, semavi dinlerin kitaplarına ve peygamberlerine de atıfta bulunmaktadır.
Kitap’ta; tutku, saflık,ihtiras, açgözlülük, bürakrasi, hayal ile gerçek kavramları olağanüstü metaforlarla irdeleniyor.Yafes Çelebi ve Calud’un çözüm yollarına-saksağan kuşlarının yuvalarındaki hazineleri toplamak, calud’un zaten fazlaca olan cinsel gücünü artırmak için ejderha menisini kullanması,leyden şişesi cini, yafes çelebinin bulduğu sırrı öğrenmek isteyeni barutla uçurması,hiyel nazırı olan uzun ihsan efendinin çocuğunu kaçırması,servetini korumak için kendini hapse attıran ali elması hapiste soymaları gibi- adeta katıla katıla gülüyorsunuz. Kitapta bir çok katman var,dileyen bu katmanları açar derinliğine ulaşır.Dileyen de düz bir şekilde okur, derinliğine ulaşamazsa da edebi bir tada ulaşacağı kesindir.
Bu üç mucit doğaya egemen olmak için doğanın güçlerini ele geçiricek, onu kendilerine esir edecek tahtelbahir-deniz altı-,devri daim-zaman- makinası, gibi icatlar yapmaya girişirler.Bu anlatımda simya sembolleri olan 7 mineral, felsefe taşı kitapta geçen adıyla iktidar taşı ,tasavvuf simgesi olan sabır taşı sık sık kullanılır.Tasavvuf simgesi olan “Nokta” tasavvufdaki manası-bahsi geçen nokta,ba harfinin altındaki noktadır.Kuran’ın özü ve özetidir,bütün sırların merkezidir. Hz. Muhammed tarafından “ilmin kapısı” olarak adlandırılan Hz.Ali “ba nın altındaki nokta benim” der.Nokta hakiki birliktir ve tüm çokluğun aslıdır.Dairenin merkezi ve vahdetin sembolüdür.Kainat Kuran’dadır, Kuran Fatiha’dadır,Fatiha besmeledir, besmele b’de, b ise noktadadır.Bu nokta “tevhid noktası”dır.Bu yüzden Hz. Ali “ İlim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı”demektedir.*- ile kitabın ruhunu oluşturmakta,kitaptaki kurgu bunun üzerinden gitmektedir.İktidar taşı ile sonsuz bilgi ve zamanın sırrına erişmek dileğindeler.Evrende gerçeğin tek olduğu,yani hakikatin, buna da ancak ilim ve irfanla ulaşılabileceği yine simya sembolü yılan ile sayfa 129 da şöyle anlatılır :”Ses ona, bu canavarın aslında insanoğlunun kibrinin ta kendisi olduğunu ve kibirin de kendi kendisini tüketeceğini söylüyordu.Böylece o, tahayyül ve hiyel gücünün son kalıntılarını kullanıp, yılana dünyanın en güzel gıdasını sundu ve canavarın kuyruğunu onun çelik ağzına verdi.Kendine hayranlığın çelikten simgesi olan bu yılan kendi kuyruğunu iştahla yutmaya başladığında, çok geçmeden çatırdayan tunç payandaların, yuvalarından fırlayan millerin,devasa zincirlerin gerip büktüğü kasnakların, mıknatısi yataklarda sıkışıp kalan pistonların gıcırtıları karanlığı bastı.Yılanın kendi iktidarı yine kendini tüketiyordu.Dişliler yuvalarından, somunlar vidalarından fırlıyor, kondansatörler ve elektrik tüpleri ardı ardına patlıyordu.Canavar, içindeki, kötüye kullanılıp çoğaltılmış bütün ilim ve irfanla, kuyruğunu yuta yuta küçüldü.Tabiatın tutsak kuvvetleri zincirlerinden böylece kurtulduktan sonra hiyelkar, zihninde sadece bir nokta olduğunu gördü”
Sayfa 129-139-140-143 ve son sayfa adeta kitabın özüdür.Söylenmek istenenler burada söylenir. Hayalin ilimden üstün olduğu vurgulanır.Yazar savunduğu düşünceye uygun düşsel atmosfer meydana getirirken,çizim ve işleyişi ile anlatılan mucit makinalarını okuyan okuyucuyu da adete hayal etmeye çağırmaktadır.Zaten kitabın adını da hayal edenler az olduğu için Kitab-ül Hiyel yani mekanik kitabı koyduğunu sırra,hakikate erişen Üzeyir’e söyletir.
Hiyel Nazırı Uzun İhsan Efendi’nin evinde oynanan tahayyül oyununda anlatılan kör ve hırsız hikayelerindeki derinlik ve ifadelerle deyim yerindeyse nutkunuz tutuluyor.Mal hırsını simgeleyen,biriktirdiği paranın esiri olan, mal biriktirirken ruhunun boşaldığını bile fark edemeyen Ali Elmas karakterinin hikayesini-87,88,89- yorumlamaya kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Yafes Çelebi bilinen kılıçlardan farklı olarak iki saplı kılıç yaptığında ustası Zekeriya tarafından şu sözlerle azarlanır:”Diğerleri senin yeteneğini görüp korktular.Çünkü gediğin elinden alınmasaydı onların bu ticareti yürütmeleri zor olacaktı.Yaptığın kılınç onların bütün müşterilerini elinden alır.Ama ben bambaşka sebepten onlara katılıyorum.Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir,bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez,çünkü onların,kendisiyle işleyecekleri suçları bilir.Bu yüzden ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder.Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır.Tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından,bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar.İcad ettiğin silah işte onların tutkularını büyütecek ve zulümlerini arttırıcak.Sen onların kollarını uzattın.Oysa Kılınçlar yeterince uzun değil miydi?” Kötü olanlara demir direnirken, saf karakter olan uzun ihsan efendinin oğlu davut demire istediği şekli verebilmektedir.Kılıcı koltuk değneğine benzeterek,kötülük yapanları zayıf ve aciz yerine koyan anlatımı,demirin dövülme nedenine hayran kalıyorsunuz.
“İnsanoğlu,yaşamayı doğaya egemen olmak sandı ve yanıldı.Yaşamak doğaya uyum sağlayarak olmalıydı” cümlesinde olduğu gibi bugünü sorgulamamıza neden oluyor.Boş hırs ve tutkularla yağma edilen doğayla birlikte ne kadar da cahilleştiğimizi aslında kendimizi tükettiğimizi gözler önüne seriyor.
*Tasavvuf Sözlüğü
2009 2.Erdal Öz Ödülü İhsan Oktay Anar'ın-17 MART CAN Yayınları'nın kurucusu, "50 Kuşağı"nın seçkin öykü ve roman yazarı Erdal Öz'ün (1935-2006) anısına düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü bu yıl romancı İhsan Oktay Anar'a verildi. "Edebiyatımıza kazandırdığı birbirinden önemli romanları, bu romanlarda ortaya koyduğu özgün üslubu nedeniyle ödüle layık görülmüştür."
|