Ne dersiniz?

Pikniğin adı ne olsun?
 

Kitaplık

Suskunlar e-Posta

 

Yazar:

İhsan Oktay Anar

Çeviri:

-

Yayınevi:

İletişim Yayınevi

Thyke Küme:

Thyke Ankara

Kitap Sahibi:

Hayriye Ö.

Toplantı Tarihi:

Nisan 2008

Toplantı Yeri:

-

Toplantıya Katılanlar

Hayriye Ö. , Ahmet Y. , Mustafa Ö. , Nakiye İ. , Ebru Z.

Kitap Hakkında

Toplantı,Nisan 2008 de  Kalede Ceritoğlu Konağında yapıldı.İhsan Oktay ANAR’ın  SUSKUNLAR kitabını çok keyif alarak konuştuk,değerlendirdik. İhsan Oktay ANAR’ın hayal dünyasına adeta şapka çıkardık. Bu kitapla ihsan Oktay ANAR’ı keşfedenler diğer kitaplarını da okumaya karar verdiler.
 

Toplantı Notları

SUSKUNLAR-İHSAN OKTAY ANAR -
Suskunlar;  Türk müziği makamlarına göre bölümlere ayrılmış, müzik bilgisi yoğun bir kitap.İhsan Oktay Anar’ın diğer kitaplarında da olduğu gibi burada da  mekan Kostantiniye’dir,o döneme ait sosyal yaşam, tarih,aşk,iyi-kötü,kusur-kusursuzluk, bürokrasi yazarın bilinen uslubuyla eğlenceli bir dil ile anlatılır. Yani felsefeden beslenen  ironi ve masalsı bir dil.Mekan ve kişilerin anlatımı o kadar mizahi, renkli ve çeşitli  ki bu renk ve çeşit öyle kolay kolay rastlanılan türden değil.Suskunlar; ne söylediğinden ziyade nasıl anlattığının öne çıktığı,edebi hazzın son noktaya ulaştığı,dil sihirbazı bir kitap.Diğer taraftan görmeye ve duymaya dair derin söylemler içermekte.Yazar zaten kitabına  Mevlana’nın Mesnevi’sinden alınan “Kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür” cümlesini kılavuz seçerek hikayesini anlatmaya başlamış.Yazarın önceki kitaplarından farklı olarak suskunlar’da korku,gerilim,cinayet var, kitap dedektiflik hikayesi olarak da okunabilir.Kitaptaki kahramanların neredeyse bütünü farklı etnik kökenlerden gelen müzisyenlerden oluşuyor.Burçların müziğinden,makamlardan ciddi anlamda bahsediliyor. Kitap adını; zahiri anlamda Galata Mevlevihanesi’ndeki mezarlıktan alırken,batıni anlamda gerçeğe,hakikate ulaşan kişinin sözcüklere ihtiyacı yoktur hatta duymaya görmeye bile ihtiyacı yoktur şeklinde bir yoruma ulaştığımdan,  bu adı almış olabilir.
Kitapta dikkat çeken başka bir nokta, semavi dinlerde ve ezoterik bilgilerde kutsal rakam olan 7 sayısı.Kahinlerin,en iyi müzisyenlerin,Eflatunun yaptığı hata hep yedidir,Kalın Musa Hızır Paşa’nın 7 katlı mehteran takımının üyesidir.
Osmanlı döneminde Kostantiniye’de 7 tane nam salmış müzisyen vardır.Kötülüğün simgesi Tağut,tanrısal nefesin yani ölümsüzlüğün peşindedir.Bu müzisyenlerden birisi neyden çıkardığı ses ile ölümsüz nefese ulaşmıştır.Bu müzisyenler, artık Tağut’un pençesindedir.
Romanın ilk bölümü olan yegah’ta roman kişileri geçit yapar.Kişilkleri,sosyal statüleri,lakapları anlatılır.Cimri mi cimri olan Kalın Musa,şevkatli kardeşi Muhayyer Hüseyin,kabak kemani ustası olan içli hassas oğlu Veysel,oğlu Veysel’in evli kıptı kadından peydahladığı ikiz torunları Davut ve Eflatun,Abalıfellah Cami imamı,romanın yan karakteri gibi duran ama sonunda öyle olmadığı anlaşılan Pereveli İskender  yada Cüce efendi,ünlü müzisyenler Kirkor, Bağdasar,Amin,Gülabi,Meymenet , Asım ve Asım’ın hayaleti.
İkinci bölümü olan Dügah sağır ve dilsiz olan Eflatun’un kendisini çağıran sesi bulmak için çıktığı yolculuk ,gerek kişi gerek mekan tasviri binbir ayrıntı ile yapılır.Sokakaki dilenci,hülleci, Haremağası- hadım edilen buna rağmen yeniden yeniden ortaya çıkan erkeklik organı olan kişi-,obur esnaf,ağzı sulandıran büryan kebabı,doktor diye geçinen ama tıp bilgisine sahip olmayan bu yüzden adı Cenazeci Rafael’e çıkan Rafael,Galata Mevlevihanesi ve Mevleviler,Neyzen İbrahim Dede,kötülüğünden ötürü Firavun olan sonra şeyh olunca Firavunun tersi olan Nuvarif ,Asım’ın ve Davud’un aşık olduğu Neva arz-ı endam eyler.
Son bölüm olan Segah ise gizemin arttığı ve de sır perdesinin kalktığı, nefesin gerçek sahibini bulduğu bölüm.Tağut, Lazar,Çapraz Bayram,Ahçı,ahçı yamağı,Kahinler, Şeyh Batıni hazretlerinin oğlu olan Zahir bu bölümde ortaya çıkar.Rafael’in evi ve şahsiyeti daha detaylı anlatılır.
Kalın Musanın cimriliğinden torunlarına 3 ayları oruç tutturması, torunların helva isteğine,komşularının ölümü halinde yiyebileceklerini-25-,paşanın kapıcısına, beslediği tavuğu rüşvet olarak yedirince felç geçirmesi-74-.Ayyaş kocalarını almaya gelen kadınlar-33-, Abalı cami imamı tasviri-48-, Pereveli Hacı İskender tasviri-48-, zındaçıbaşının duası-57-58-,ayinedarlar -62-, Kalın Musanın yemek yapan kadına tembihi -72-darphane-92-,.dilenci anlatımı,-93-,haremağası -101-,softa bakış açısı -172-,rafael -184-,günahları yazmaktan yorulan melek -188-,yamağın yemek tarifi-228-,hayalet avcısının, asımın hayaletini yakalamaya çalıştığı bölümlerde gülerken, ifade zenginliğine de hayran kalıyorsunuz.
Mevlevilerin dışarıdan görünüşü ve mevlevinin ibretlik hikayesi,yaradılış-nefes,insanın yaşamdaki gayesi ve neredeyse kitabın yazılma nedeni 129-139 arasında anlatılır.
Bilgiyi nimet sayan,paradan çok ilmin kendisine değer veren kahin anlatımı şöyledir: “Bilgiyi bir nimet kabul ettiği için Ramazan ayında sahurdan sonra okumayı bırakır,nefsini bastırarak iftar zamanına kadar elini kitaba sürmez,ancak akşam ezanını işittiği zaman Aristatalis’in Badü’t Tabiy’ye başlıklı meşhur eserinden bölüm okuyarak orucunu açardı.Bununla birlikte,ilim konusunda derya gibi olan kahin,epeyce dindar da olduğundan,sadece ve sadece bir tek kitap kaleme almış,böylece kafa sermayesinin kırkta birini,okusunlar öğrensinler diye cahil cühela takımına zekat olarak vermişti.”159
Kahire Kahini Bilal ise gözün görevini şu şekilde söyler: “Aristatalis’in dem vurduğu gibi, ‘göz’un vazifesi sadece ‘görmek’ değil,Hakikati görmektir.Hakikat’i gören bir göz,artık başka bir şeyi göremez.Çünkü o artık,başka bir vazifeyle mükellef değildir ve başka bir gayesi yoktur.” 165
Sayfa 231 de zahir’in sessizlikle ilgili düşüncesi ise “Her musiki, sesin değil de, aslında sessizliğin bir taklidi, musiki sessizliğe ne kadar yakınsa,o kadar da mükemmel olur.Kulakları hassas olduğu halde hiçbir şey işitmeyen kişi,O’nu dinliyordur.Sessizlik de bir perdedir.Sessizliği iştebilirsin.’Es’ bile bu perdeye kıyasla,ses’tir.İnsanlara neyi söylediğimi ve onlara neyi ve ondan üflenen nefesini anlatmış,hepsini neye davet etmiştim.Kulağı olan işitti.” şeklindedir.
Ayrıca Suskunlar 2007 Kasım ayında “Oğuz Atay “ roman ödülünü de aldığını da belirtelim.
HAYRİYE Ö.