Ne dersiniz?

Pikniğin adı ne olsun?
 
Sık Sorulan Sorular Üzerine e-Posta

Bir dialog

  • Biz-Merhaba
  • Siz-Merhaba
  • Biz-Hoş geldiniz
  • Siz-Hoş bulduk
    Kısa bir sessizlik, siz bize bakıyorsunuz; biz size bakıyoruz. Herkes çekingen...
    Siz ve biz aynı anda söze giriyoruz...

  • Biz-İsterseniz... Siz-Şeyi soru...
  • Siz ve Biz birlikte gülümsüyoruz..
  • Biz- Özür dilerim. Siz buyrun lütfen.
  • Siz-Rica ederim.
    Siz devam ediyorsunuz.
    Siz-Ne yapıyorsunuz siz burada
  • Biz-Kitap okuyoruz.
  • Siz-Nasıl yani bir araya gelip kitap mi okuyorsunuz? Kalabalık, sesli? hep bir ağızdan?
  • Biz-Yok canım herkes ayrı ayrı okuyor. İçinden.
  • Siz-Eeee?
  • Biz-İsterseniz şöyle açıklayayım. Her ay bir arkadasimiz bir kitap seçiyor; seçtiği kitabı ilan ediyor; bir ay boyunca grup üyeleri bu kitabi okuyor; sonra bir araya gelip okuduklarini tartışıyor?
  • Siz- Neden?
  • Biz-Paylaşmak için.
  • Siz-Neden?
  • Biz-Olaylara birde sizin oradan bakmak için.
  • Siz-Çok saçma, Nasıl yani? Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz ki?
  • Biz-Neden mi? Açlık ve yerine koymak ile ilgili bir konu bu? Size söyle açıklamaya çalışayım. Biz aç insanlarız; öğrenmeye aç, hissetmeye aç, keşfetmeye aç insanlar; tıpkı siz gibi. Bu açlığı ortak payda da hepimiz okuyarak gideriyoruz. Ama biliyoruz ki sadece okumak yeterli olmuyor. Bir de okuduklarımızı algılama kısmı var. Bu açığı da "yerine koymak" ile kapatıyoruz. Yani kendimi sizin yerinize koyma fırsati yakalıyorum.
  • Siz-Valla kusura bakmayın da hiç tatmin edici bir cevap olmadı benim için.
  • Biz-Peki o zaman size bir örnek verelim. Mesleğiniz nedir?
  • Siz-Sanat tarihçisiyim
  • Biz-Etkilendim. Harika. çok sıradan olacak sizinkinin yanında ama ben mühendisim.
  • Siz-Yok canım niye öyle söylüyorsunuz? Her mesleğin kendine göre şeyleri var.
  • Biz- Bence de. Neyse devam edelim. Bana en son okuduğunuz kitabı söyleyebilir misiniz?
  • Siz-Hımmmm. En son olmasa da en sevdiğim olsa.
  • Biz-Farketmez.Umarım benim okuduğum bir kitap olur?
  • Siz-Dante - İlahi komedya - hem de üçü birden cennet/cehennem/araf
  • Biz-Çok acımasızsınız. Peki öyle olsun. Bir ay boyunca yemeden içmeden Dante'nin İlahi komedyasını okuduk, bitirdik bir araya geldik diyelim. Ben bu eserden ben bir mühendis olarak anladıklarımı ya da anlayamadıklarımı size anlattım. Bir sanat tarihçisi olarak siz elbette benim sadece şiirsel manada bir takım şeyleri algılayabildiğimi; bunun dışında eserin bütünlüğünü bir türlü kavrayamadığımı hemen farkettiniz diyelim. Konulara yaklaşımımı çok sığ buldunuz. Ve bu kitabı "anlayamayan ben" ile tartışmanın büyük bir zaman kaybı olduğunu düşünmeye başladınız. Hatta o gün o saatte oraya geldiğinize bile pişman oldunuz diyelim. Ama ben lafın arasında şöyle bir dip not düştüm. "Yıllar yıllar evvel Rodin'in bir sergisine gitmiştim. Hatta Türkiye'ye gelen tek sergisiydi. Orada Rodin'in tamamladığı yegane eserlerden biri olan bir kapı vardı. Adı Araf kapısıydı...." dedim diyelim. Sanata olan acemice ilgimi takdir etmenize karşın; kurduğum bu cümleye o kadar çok sinirleniyorsunuz ki? Nasıl olurda bir insanin Rodin'in bu muhtesem eseri hakkında yarım yamalak bir bilgisi varken; çok anlarmış gibi ahkam kestiğine mana veremiyorsunuzr. Ve kendinizi tutamayarak söze giriyorsunuz. " Bu saate kadar Dante'nin bu eseri için söylediklerinize itiraz etmedim ama. Bu son cümleleriniz müdahale etmemigerektirmektedir." diyorsunuz gayet kibar fakat kızgın bir şekilde. ve Devam ediyorsunuz " 1880 yılında Rodin, proje aşamasındaki bir müze için, Dante'nin İlahi komedya'sından sahnelerle bezenecek bir kapı siparişi aldı ve büyük bir coşkuyla, beş metreyi aşkın bir kapının hazırlık çalışmalarına gömüldü. Önce Floransa vaftizhanesindeki Cennetin kapısı'nı andıran bölmeli kanatlar düşündü, ama sonra bölmeleri ortadan kaldırdı. Konu olarak Dante'nin şiirinin Cehennem bölümünü seçti. Çalışırken durmadan küçük heykeller yaratıyor, onları Kapı'daki öbür figürlerin arasına koyuyor, sonra yerlerini değiştiriyor ya da parçalarını başka çalışmalarda kullanmak üzere kırıyordu. Böylece, bir tür doğaçlamayla gelişti yapıt. Bir yandan da onun için tasarlanıp daha sonra bağımsızlığını kazanan Adem, Havva, Düşünen adam ya da Öpüşme gibi birçok ünlü heykelin doğumuna yol açtı. Ne var ki, başka işler Rodin'i Kapı'dan uzaklaştırdı; onu ancak yüzyıl sonunda yeniden ele alabildi ve ilk kez 1900'da sergiledi. Bu arada tüm çıkıntılı parçalarını söktürerek onu büyük ölçüde yalınlaştırmıştı. Bu tarihten sonra Kapı, Rodin'in >ölümüne dek bu "boşaltılmış" halinde kaldı. Bugünkü biçimine de ancak 1917'de, sökülen parçaların Rodin'in isteği doğrultusunda yeniden yerlerine takılmasıyla ulaştı. Rodin'in aldığı ilk büyük sipariş olan ve hiçbir zaman bitiremediği Cehennemin kapısı, onun tüm sanat yaşamının özeti ve bir yazarın ünlü tanımıyla "yaşamının heykelleştirilmiş günlüğü" gibidir." diyorsunuz. Hepimiz sizi ağzımız açık dinliyoruz. kısa bir sessizlik oluyor ve ben ayağa kalkıp size teşekkür ediyorum. "Beni aydınlattınız".
  • Siz- Hımmm.
  • Biz- İşte "yerine koymak" böyle birşey oluyor. Bir mühendis olarak hiç bir zaman bakamadığım bir açıdan bakıyorum sayenizde; yıllardır aldığınız eğitim küçük detaylarından nasipleniyorum. Yeni birşey öğrenip; yanlış bildiğimin "yerine" doğrusunu "koyuyorum". Böylece etkileşim başlıyor. Açlığım biraz daha bastırılıyor. Hatta ne bastırması. Kendimi bir ziyafet masasından kalkmış gibi tok ve mutlu hissediyorum. İşte biz bunu yapıyoruz.
  • Siz- İlginç
  • Biz- Biz ilginç insanlarız.
  • Siz- Peki bir yeriniz var mı?
  • Biz- Birçok yerimiz var
  • Siz- Nereler oralar?
  • Biz- Her yerler oralar.
  • Siz- Açarmısınız?
  • Biz- Her yer bizim, Yazın kırlar, bahçeler; Kışın cafeler, lokaller; İlk baharda Büyükada; Son baharda Sapanca. Kitabı seçen arkadaşımız nereyi organize ederse orada toplanıyoruz. Elbette kitap sahibi arkadaşımız da asgari müştereğe önem vererek seçimini yapıyor. Mesela bizim grubumuz genellikle Kadıköy'de X Cafe'de toplanıyor. Bahçesi de var hem yaz hem kış güzel oluyor. Arkadaşlarımızın hepsi de Anadolu yakasında oturduğu için herkese uygun bir mekan diye düşünüyoruz.
  • Siz- Kaç kişi oluyor gruplar?
  • Biz- Değişiyor, en az 6 kişi ile bir grup kuruyoruz. 14 kişi ile sınırlıyoruz. Detayları ve kurallarımızı web sayfamızda "Bizi Biz Anlatır" bölümünden öğrenebilirsiniz?
  • Siz- Sıkıldınız galiba konuşmaktan beni başınızdan atmaya mı çalışıyorsunuz?
  • Biz- Siz de ilginç birisiniz ama. Neden sıkılayım anlatıyorum ya uzun uzun.
  • Siz- Siz ilginç insanlarmışsınız ya size uyum sağlamaya çalışıyorum.
  • Biz- Gereksizce zeki bir cümle oldu.
  • Siz- Biraz küstahsınız galiba
  • Biz- Açık sözlü diyelim.
  • Siz- Herkes sizin gibi mi bu Thyke'de
  • Biz- Elbette hayır. Herkes farklı farklı, çeşit çeşit Thyke'de, Herkes mühendis değil mesela, avukat, yazar, şair, drama eğitmeni, öğretmenler çeşitli meslek gruplarindan arkadaşlarımız var. Yakında bir de Sanat tarihçisi arkadaşımız olacak mesela.
  • Siz- Gereksizce komik bir cümle oldu.
  • Biz- Bizce de.
  • Siz- Her neyse nasıl katılıyoruz bu Thyke'ye?
  • Biz- Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir email adresine bir mesaj atarak talebinizi iletiyorsunuz. Sizinle bağlantıya geçebilmemiz için kendi e-mail adresinizi ve/veya telefonunuzu (bu şart değil) bildiriyor. Toplantılara rahatça gidip gelebilmeniz için nereyi tercih ettiğinizi söylüyorsunuz. İşte mesela;
    "Selam,
    Adım AD soyadım SOYAD
    Grubunuza katılmak istiyorum.
    e-mail adresim: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
    Istanbul - Beylikdüzünde oturuyorum. Avrupa yakasında bir gruba girmek istiyorum."
    hemen bu talebinizi arkadaslarımız ele alaraksizin için en uygun grubu seçiyor ve size bilgi veriyoruz.
  • Siz- Güzel düşünüyorum başka ne sorabilirim diye ?
  • Biz- Ne isterseniz?
  • Siz- Peki Ne tür kitaplar okuyorsunuz?
  • Biz- Siyasi ve dini kitaplar hariç tüm türleri. Derdimiz edebiyat ile.
  • Siz- Neden Siyasi ve dini değil?
  • Biz- Çünkü edebi içeriğe sahip değiller?
  • Siz- Kaçamak cevaplar bunlar. Siyasi roman diye bir kavram var ama?
  • Biz- O zaman edebiyat sınıfına girer ve okunur elbette. Bizim hariç tuttuğumuz kitaplar daha çok ideolojik veya propoganda amaçlı yazılan kitaplardır. Bunları hiç mi okumuyoruz derseniz elbette okuyoruz. Herkes kendi dünya görüşüne göre kitapları zaten okuyor. Bunun için Thyke'ye ihtiyaç yok diye düşünüyoruz. Ama kişisel okumalarımız sınıfında elbette değerlendiriyor ve okuyoruz. Biz hoşgörüye önem veren bir topluluğuz. Bu nedenle birbirimizin sınırlarına özen göstermeye çalışıyoruz. Bu bir tercih; bir seçimdir. Tartışmaya açık bir unsur olarak değerlendirilmemektedir.
  • Siz- Biribiriniz ile iletişimi nasıl sağlıyorsunuz?
  • Biz- İki iletişim yöntemimiz var. Biri gruplar içi, diğeri gruplar arası. Gruplar içi iletişim e-mailler ile sağlanıyor. Mesela sizi Thyke-10 grubuna dahil ettiğimizi düşünelim. Kişisel mail adresiniz yahoo gruplarda oluşturulan Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir kümesine dahil ediliyor. Kitap, toplantı yeri ve saati v.b. bilgileri kitap sahibi, gruba üye olan tüm arkadaslara buradan gönderiyor. Gruplar arası iletişim ise yine aynı yöntem ile iletişim gönüllüleri adı altında gerçekleştiriliyor. Ancak buna ek olarak her gruptan gönüllü olan bir grup iletişim sorumlusu düzenli olarak gerçekleştirilen İletişim gönüllüleri toplantılarına katılıyor. Burada Thyke'nin ihtiyaçlar, üyelerin istekleri, web sayfasının geliştirilmesi, kitap fuarlarına katılım için görev dağılımı, ortak organizasyonlar düzenlenmesi v.b. konular ele alınıyor.
  • Siz- Ne gibi organizasyonlar bunlar?
  • Biz- Felsefibiyat grubu, Thyke okuma tiyatrosu gibi alternatif faaliyetlerimiz oluyor mesela. Felsefe ağırlıklı okumaları tercih eden üyelerimizi veya tiyatroya gönül vermiş arkadaslarımızı biraraya getiriyor; yeni açılımlar sağlıyoruz. Yine açlık konusu anlayacağınız. Doymak bilmiyoruz.
  • Siz- İlginçsiniz.
  • Biz- İşin ilginci sizinde ilginç olduğunuzu düşünüyoruz.
  • Siz- Peki yazarlar nasıl bakıyor size?
  • Biz- Bilmiyoruz. Ama yazarlara nasıl baktığımızı ifade edebiliyoruz?
  • Siz- Ne demek bu?
  • Biz- Okuduğumuz kitapların yazarlarını da davet ediyoruz toplantılarımıza.
  • Siz- Yaaa. Bak bu çok ilginç.
  • Biz- Evet ilginç insanlar hep bu tepkiyi veriyor.
  • Siz- Biraz daha açar mısınız?
  • Biz- Mesela ben kitap sahibiyim diyelim Ünlü yazar Ahmet Mehmet'in bir kitabını seçtim. Sizler kitabı okurken ben diger yandan yazar ile bağlantıya geçiyor ve toplantımıza katılımı için davet gönderiyorum. Genelllikle eğer programları müsait olursa olumlu yanıt veriyor ve toplantımıza katılıyorlar. Çünkü yazar okuyucusu ve okuyucunun algısı ile hiçbir ticari kaygı gütmeden bir araya gelme fırsatı yakalıyor. Bu her iki taraf içinde çok keyifli bir alışverişe imkan veriyor.
  • Siz- Bu da çok ilginç.
  • Biz- Siz eksiksiniz ama. Katılmaz mısınız?
  • Siz- Yok ben bir düşüneyim.
  • Biz- Elbette bizler hakkında daha detaylı bilgilere, kitaplarımıza, yazarlı toplantılarımıza www.thyke.com adresinden ulaşabilirsiniz.
  • Siz- Peki teşekkür ederim. Şey bir şey daha soracağım.
  • Biz- Buyrun
  • Siz- Üyelik aidatı falan nedir?
  • Biz- Ne aidatı?
  • Siz- Ne bileyim işte, giriş için üye olmak için falan.
  • Biz- Yok öyle birşey efendim biz de. Bu dedikleriniz sırtımızı dönmek istediğimiz dünyanın gerçekleri. Farkındaysanız kelimeyi dahi kullanmıyoruz. Bizim tek talebimiz okumak, paylaşmak.
  • Siz- İlginçsiniz.
  • Biz- Romantik diyelim.
  • Siz- Öyle diyelim. Son bir soru
  • Biz- Emin misiniz?
  • Siz- Evet eminim. Thyke ne demek?
  • Biz- Niçin bu soruyu en başta sormadınız?
  • Siz- Ne bileyim yeri gelmedi.
  • Biz- Peki şimdi yerimi, o kadar laf anlattıktan sonra?
  • Siz- Değil mi?
  • Biz- Elbette yeri. Şaka yapıyorum.
  • Siz- Kötü bir espri anlayışınız var.
  • Biz- Hemen topluyorum. Thyke Tutku Heyecan Yaşam Kitap ve Esin kelimelerinin baş harflerini ifade etmektedir. T H Y K E
  • Siz- Bunu şimdi siz mi uydurdunuz?
  • Biz- Şimdi değil ama daha önce biz uydurmuştuk.
  • Siz- İlginç
  • Biz- Birde Latince'de umulmayan başarı anlamına gelmektedir. Ve bunu biz uydurmadık.
  • Siz- Bu daha güzel ve anlamlı geldi.
  • Biz- Teşekkürler...
  • Siz- Peki bir cümle ile Thyke'yi ifade edebilir misiniz?
  • Biz- Ama az öncekine son sorum demiştiniz. Eminim misiniz demiştim. Eminim demiştiniz.
  • Siz- Vazgeçtim son sorum bu? Benim için önemli öyle bir cümle kurun ki? Bütün soru işaretlerimi ortadan kaldırsın.
  • Biz- Gerçekten ilginçsiniz.
  • Siz- Sayenizde ilginçleştim.
  • Biz- Stres altındayım.
  • Siz- Beni ilgilendirmez.
  • Biz- Düşünüyorum.
  • Siz- Çok zamanım yok.
  • Biz- Peki söylüyorum. "Thyke, oyuncağı kitap olan bir çocuktur."
  • Siz-???
    Sessizlik...
  • Biz- Hangi gruba alalım sizi?