Ne dersiniz?

Pikniğin adı ne olsun?
 

Kitaplık

İstanbul Lale İle Sümbül e-Posta

 

Yazar:

İstanbul Lale ile Sümbül


Çeviri:

-

Yayınevi:

Doğan Kitap

Thyke Küme:

Thyke 4

Kitap Sahibi:

 

Toplantı Tarihi:

 

Toplantı Yeri:

 

Toplantıya Katılanlar

 

Kitap Hakkında

 

Toplantı Notları

Görmesini bilen göz için orkidelerle güller, leylaklarla mimozalar, papatyalarla kır çiçeklerinin ve yabani otların bir arada derlendiği koca bir demettir İstanbul.Canan Küçükali

 Selim İleri yıllar önce , Tepebaşı'ndaki kitap fuarında bir panelde, "50 küsur kitap yazdım, kendine edebiyat sever diyen birinin en azından bir kitabıma denk gelmiş, okumuş olması gerekir." demişti.  Bizim de okuma grubumuzdaki ilk Selim İleri kitabı bu kitap oldu.

 

Atatürk’ün İstanbul’u bölümünde Mustafa Kemal’in gençlik şehirlerden biri olan İstanbul’dan ayrılırken içinde şehre ait hüzünlü, duyarlı, sevinçli bir çok anı olduğunu ama, Milli Mücadele’ye kayıtsız İstanbul’a Cumhuriyetin ilanından sonra bir süre dargın kaldığından bahsediyor.

 

Atatürk’ün İstanbul’lularla son buluşması Cumhuriyet Bayramı gecesinde ağır hasta olmasına rağmen Dolmabahçe Sarayı’ndaki küçük dairesinden halkı selamlamasıdır.

 

Peride Celal Selim İleri’ye bir söyleşisinde “ Hayır siz anlayamazsınız demiş, hangi korkunç yıkımdan aydınlığa çıktığımızı yaşamayanlar, Atatürk’ün hastalığına ve ölümüne duyulmuş acıyı tam kavrayamaz, hissedemez.”

 

İstanbul’u yıkmak mı , onarmak mı?bölümündeki son sözler de oldukça dokunaklı “ Korumak ve onarmak güdülerinden, mimari eserlerinde bunca yoksun kalabilecek bir toplum, taş taş üstüne bırakmamaya yol alırken, çok daha kırılgan, dayanıksız insan ilişkilerinde nerelere sürüklenmez ki...” Bahariye denilince benim de aklıma ilk önce sinemalar gelir. En çok da Süreyya sineması. Moliere’nin berber dükkanından tiyatro müzesine taşınan koltuğu aklımı kurcalıyor. Geçmiş zamanın ekinsel birikimi biz hiç mi ilgilendirmiyoır, mutlu kılmıyor. Hep şimdi’yi yaşamak saplantısından ne zaman kurtulacağız? Cahit Sıtkı Tarancı’ nın     Her mihnet kabulum, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden ! ”

 

Dizelerini bundan sonra her duyduğumda Selim İleri’nin küçüklüğünde    yaşadığı  güneş almayan giriş katını anımsayacağım.

 

Sadece o sokakta veya İstanbul’da yaşayanlar değil o dönemin insanları “ülkülerinde, inançlarında, dürüst, onurlu yaşadılar. Kendilerinden sonra gelecek olanlara güzel bir yaşam bırakmak hayaliyle hep kısıtlı, hep başkalarını düşünerek yaşadılar.

 

Çocukluğumun romanlarındaki en önemli ada “ Define Adası”ydı benim de.

 

Sabah erken saatlerde Burgazada o kadar sakin, o kadar huzurluydu ki Selim İleri’nin “ keşke bir gün Adalar’dan birinde yaşasam, mevsimler yaşasam, avarelikler yaşasam...” cümlesi hemen gündeme geldi.

 

 Adadan dönüş telaşında da “âdalardan dönüşler zaten hep telaşlıdır” cümlesini haklı çıkartarak, arkadaşlarımızın bir kısmınla vedalaşamadan apar topar kalkmak üzere olan motora bindik.

 

Kitabın Bir Akşam Yemeği bölümünde Moda Plajı lokantasında yedikleri yemek  ve “şiş kebabı, patates kızartması, garnitür, közlenmiş sivri biberle domates, yemekte buz gibi bira, yemekten sonra karpuz”   cümlesi beni  çok etkiledi. Babamın bizi , kuzenlerimle ve başka bir yetişkin olmadan Yalova’ya götürdüğü bir gün aklıma geldi.  Bunca yer gezdim, bunca değişik yerde yemek yedim ama tam da Selim İleri’nin anlattığı yemeklerden oluşan bu menüyü ve o günü hiç unutmadım. 

 

 Beni en etkileyen bölümlerden biri de Cemal Süreya ile ilgili “ Burada bu çay bahçesinde “ ydi.

 

Cemal Süreya en sevdiğim beş şairden biridir, Selim İleri’nin en sevdiği Cemal Süreya dizesi ise aşağıdakidir.

 

Bahçelerden geç parklardan köprülerden geç git

Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti.

 

 74. sayfada Selim İleri, Cemal Süreya’nın bir yazısından söz açtığını anlatıyor. Abdülhak Şinasi’nin ağır hasta olan Ahmet Haşim’i ziyarete giderken her zaman gözlerini kamaştıran Sarayburnu manzarasına, günbatımına nasıl da kayıtsız kaldığını anlatmış. Bu durumu anlatan satırlarını da “Türkçe yazılmış en dramatik anlardan biridir” diye tanımlamış. İnternette çok aramama rağmen bulamadım. 

 

 Selim İleri kitabında İstanbul üzerine yazmış bir çok yazar ve şairden bahsediyor, alıntılar yapıyor. Bunların içinde özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur’u dikkati çekiyor. Ayrıca az bilinen ama önemli yazarlardan bahsediliyor.  Bu zamana kadar okuduğumuz bütün kitaplar gibi bu kitap da bizi başka yazarlara, kitaplara yönlendiriyor .