|

ŞİİR VE ŞAİR - II
Şiiri bir ateş olarak değerlendiriyor Nancy Morejon. Ve o ateş bütün dünyayı yakabileceği gibi şairide yakabilir. 1 Aralık 2009 Salı günü Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan, Cüneyt Göksu’nun Küba yazarlar Birliği Başkanı Nancy Morejon ile yaptığı röportaj üzerinde Şiir ve Şair üstüne başladığımız yazıya devam etmeye çalışacağım.
Nancy Morejon, Küba’nın ulusal lideri, edebiyatçı, şair Jose Marti’yi yetiştiren topraklarda, Küba’da 1944 yılında dünyaya gelmiş ve 14 yaşıyla beraber Küba Devrimini karşılamıştır. Devrimden iki yıl sonrada ilk şiir antolojisi yayımlanır. İlk kitabı 1962de yayınlanır ve bunu 12 koleksiyondan oluşan bir şiir serisi, 3 monografi, 1 oyun ve 4 ciltlik Küba ve Karayipler tarih ve şiir antolojisi izler. Eserleri 10 dile çevrilir. Halen Küba Yazarlar Birliği Başkanlığı görevini yürüten Nancy Morejon “şiir sizin için nedir?” sorusuna, “bir ateştir. İlhama çok inanıyorum ama sezgilerime de güveniyorum. Şiir sözcüklerle yazılır. Öte yandan şiir yazmak için felsefeden, günlük olaylara kadar çok şeyin okunması gerekir.” Burada Nancy Morejon’a katılmamak elde değil elbette, şairin kelime haznesi yaşadıklarını şiirsel bir dille anlatabilmesi ve hep kendini tekrarlamaması için standartların çok üstünde olmalıdır. Her şiir denemesinde belli başlı imgelere takılıp kalmak şiiri ve yazanı yakan bir ateş olacaktır. Röportaja kaldığı yerden devam edersek; “tam o yaratım anında, sadece beyaz bir sayfa vardır ve o beyaz sayfanın korkusunu yenmek gerekir. Birkaç satır yazdıktan sonra şiiri biraz bekletmek ve geri döndüğümüzde kelimelerle dolu olan sayfa tekniğimizi konuşturmak gerekir. Hiçbir zaman programlı olarak şiir yazılabileceğine inanmıyorum.”diye devam ediyor Nancy Morejon. Bu noktada belirttiği şiiri bekletmenin bir tarz olduğunu düşünüyorum. Bu sadece beyaz sayfada başlayan bir mücadele değildir. Belki kelimeler günlerce şaire eşlik eder. Kafasının içinde uyurlar, uyanırlar, seyahat ederler ve bazen orada süzülen şiir bir solukta çıkıp gidebilir. Aynı şekilde programlı bir şekilde şiir yazılamayacağı noktasında hem fikirken burada biraz neyi kastettiğini düşündüm. Söz gelimi ilk yaptığı izahatta bir program sayılabilirdi. O yüzden keşke daha detaylı bir röportajını okumak gerektiği kanısındayım. Haberin sonunda ise şiir için söylediklerini şöyle tamamlıyor şair, “her gün şiir yazamazsınız. Şiir ya oluşur ya oluşmaz, bunun bir zamanı olamaz. Yazarken kendinizi küçük bir tanrı gibi görmeniz de yersizdir; şiir her yerde yazabilirsiniz. Gördüğünüz her şeyden bir şiir çıkartabilirsiniz. Duygusallığın ve düşüncenin şiir oluşmasında ayrılmaz iki bileşen olduğunu düşünüyorum.” İlk yazının sonunda verdiğimiz sözü ikinci yazıya aktarmadan daha sonraki yazılarda cevap aramaya ufak adımlarla devam etmeyi düşünüyorum…
|