|
Yıllar geçmiş üzerinden... Yapı Endüstri Merkezi daha Elmadağ’da. YEM’in ikinci katının arka tarafında bir oda verilmiş bize. Odanın camı Feriköy’e bakıyor. Bir de balkonu var. Şanslıyız. Çıkıp çıkıp sigara içebiliyoruz. Ama asıl şansımız o değil. Çalıştığım dönemden yaklaşık on sene önce Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi çıkmış. Ama bilgiler on sene içinde eskimiş. Dediler ki hadi güncelleyip tekrar basalım. O zamana kadar ansiklopedi yayıncılığı hakkında hiçbirşey bilmeyen ben bir anda kendimi bilginin cennetinde buldum. Üstelik de sanat, mimarlık, arkeoloji üzerine...
Bilgisayarın karşısında bilmem kaçıncı kere ansiklopedi maddelerinin üzerinden geçerken içeri biri girdi. Kocaman gözlükleri ve yüzünden eksik olmayan gülümsemesi ile... Şakir Eczacıbaşı. Ansiklopedi içerikti, görsel tasarımıydı derken birden anılarından bahsetmeye başlamıştı. Eczacıbaşı diş macunu satmaya başlamış ancak bakar ki satışlar iyi gitmiyor. Marketlerden birine girer bakar macun kıyıda köşede sıkışmış kimse almıyor. Ne yapalım ne yapalım derken “macunun çeşidini arttırmak lazım. Portakallı, elmalı macunları da ekleyelım” der. Mevcut macunun kutularını da değiştirip satışları katlar. İki arada pazarlama dersi de vermişti yani. Ticaretteki başarısının yanında hayatı renklendirebilmenin sanattan geçtiğini çok iyi biliyordu ve sanatçı ruhunu fotoğrafçılıkla doyurmuştu. Fotoğraflarında mekan ve insanı beraber kullanmayı yeğlemiştir. Sadece insan değil, sadece bina da değil. Mekan içinde yaşayan insanları, içinde yaşanıldığı hissedilen mekanları fotoğraflamıştır. Flu fotoğrafı çoğunlukla tercih etmiş, bu da fotoğraflarına gizem katmıştır. Tüm bunlar mekanıyla, oyuncularıyla hatta müzik yerine koyduğu renkleriyle masalsı albümlerini izlememizi sağlamıştır. Öyle albümler ki üzerine yorum yapılan, üzerine hayaller kurulan... Bu haliyle birçok fotoğraf sanatçısının endişelerini gidermiş. Fotoğrafı görsel kanıt olmaktan çıkartmış, sanata dönüştürmeyi başarmıştır.
Şakir Bey sayenizde çok şey öğrendim. Yattığınız yer nur olsun.
|