Sakura e-Posta

Bahar dalları açtı. Bahçelerin kıyısında sakin sakin yürürken gördüm. Herkes için baharın gelişini müjdeleyenler vardır ya benim için öncelikle bahar dalı, sonra da mimozalar...

Japonya’da da  kiraz çiçekleri. 2010 Türkiye’de Japonya yılı olarak kutlanıyorsa eğer Sakura Zensen’den de konuşmak lazım ki şimdi tam zamanı. Martın son haftasında kutlanmaya başlayıp nisan sonuna kadar süren festivale Hanami diyorlar. Tüm Japonlar parklarda bahçelerde çiçek açmış kiraz ağacını görebilmek için merakla beklermiş. Öyle ki Japon Meteoroloji Müdürlüğü gün be gün açılış zamanını verir, güncellermiş ki halk kaçırmasın...

Devamını oku...
 
Bir Sergi Haberi e-Posta












Bir süredir gazetelerde Portakal Kültür ve Sanat Evi’nde  “Monet’den Picasso’ya Batı Resminin Büyük Ustaları adlı serginin yapılacağını okuyordum. Aslında sergi müzayede öncesi resimlerin ve iki heykelin görücüye çıkması bir taraftan da meraklılarına sanatçıların eserlerinden örnekler sunması için planlanmıştı. Sergi 16 Şubat’ta açıldı. Ben de aynı hafta içinde merakla gittim sergiye. Sergi bilgilendirmelerinde birçok değerli sanatçının eserlerinin birarada görülebileceği yazılmıştı. Acaba sanatçıların eskizlerini mi görecektik gene?

Devamını oku...
 
Şakir Bey'in Renkleri e-Posta

 







Yıllar geçmiş üzerinden... Yapı Endüstri Merkezi daha Elmadağ’da. YEM’in ikinci katının arka tarafında bir oda verilmiş bize. Odanın camı Feriköy’e bakıyor. Bir de balkonu var. Şanslıyız. Çıkıp çıkıp sigara içebiliyoruz. Ama asıl şansımız o değil. Çalıştığım dönemden yaklaşık on sene önce Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi çıkmış. Ama bilgiler on sene içinde eskimiş. Dediler ki hadi güncelleyip tekrar basalım. O zamana kadar ansiklopedi yayıncılığı hakkında hiçbirşey bilmeyen ben bir anda kendimi bilginin cennetinde buldum. Üstelik de sanat, mimarlık, arkeoloji üzerine...
Bilgisayarın karşısında bilmem kaçıncı kere ansiklopedi maddelerinin üzerinden geçerken içeri biri girdi. Kocaman gözlükleri ve yüzünden eksik olmayan gülümsemesi ile... Şakir Eczacıbaşı. Ansiklopedi içerikti,  görsel tasarımıydı derken birden anılarından bahsetmeye başlamıştı. Eczacıbaşı diş macunu satmaya başlamış ancak bakar ki satışlar iyi gitmiyor. Marketlerden birine girer bakar macun kıyıda köşede sıkışmış kimse almıyor. Ne yapalım ne yapalım derken “macunun çeşidini arttırmak lazım. Portakallı, elmalı macunları da ekleyelım” der. Mevcut macunun kutularını da değiştirip satışları katlar. İki arada pazarlama dersi de vermişti yani.
Ticaretteki başarısının yanında hayatı renklendirebilmenin sanattan geçtiğini çok iyi biliyordu ve sanatçı ruhunu fotoğrafçılıkla doyurmuştu.
Fotoğraflarında mekan ve insanı beraber kullanmayı yeğlemiştir. Sadece insan değil, sadece bina da değil. Mekan içinde yaşayan insanları, içinde yaşanıldığı hissedilen mekanları fotoğraflamıştır. Flu fotoğrafı çoğunlukla tercih etmiş, bu da fotoğraflarına gizem katmıştır.  Tüm bunlar mekanıyla, oyuncularıyla hatta müzik yerine koyduğu renkleriyle masalsı albümlerini izlememizi sağlamıştır. Öyle albümler ki üzerine yorum yapılan, üzerine hayaller kurulan... Bu haliyle birçok fotoğraf sanatçısının endişelerini gidermiş. Fotoğrafı görsel kanıt olmaktan çıkartmış, sanata dönüştürmeyi başarmıştır.

Şakir Bey sayenizde çok şey öğrendim. Yattığınız yer nur olsun.

 
 

 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 4