|

Elinize bir kitap aldınız. Yeni alınmış izlenimi veriyor. Sayfaları yelpazelendirdiniz. İçinde bilmediğim ne bilgiler var, görmediğim yerler, yaşamadığım duyguların tarifi var dediniz. Mis gibi mürekkep kokuyor. Belli okunmuş kitap. Kapağı hafif ayrık duruyor ama kitap sahibi okumayı çok seviyor olmalı ki yeni gibi. Kapağı açtınız. İlk sayfada adı yazılıdır hatta tarih ve yer de yazılıdır diye düşünürken birden karşınızda kitap sahibini gördünüz. Çünkü ilk sayfada kitap sahibinin karakterini tarifleyen ekslibrisi ile karşılaştınız. 
Eminim çok sevdiğiniz kitaplarınız vardır. Benim var. Çok sevdiğim kitaplarım herkesle paylaşmak istediğim, hem de kaybolma endişesi taşıdığım. Tutunamayan’larım vardı mesela. Oğuz Atay’ın. O kadar severdim ki o kitabı karikatürist bir arkadaşıma okunmuşluğunu hissettirsin diye ilk sayfasına karikatür bile çizdirmiştim. Ama ne yazık ki kitabın kime ait olduğu yazılı değildi. İşte o kitap elden ele derken kayboldu gitti. O zamanlar ekslibrisin ne olduğunu bilmiyordum. Öğrendiğim zaman kaybolup giden kitaplarım geldi aklıma.
Ekslibris dil sanatları ile görsel sanatları arasında kurulacak bağa ilüstrasyonlar kadar güzel bir örnek. Bazen kitabın ilk sayfasına bazen de son sayfasına uygulanan kitabın sahibinin belirtildiği grafik çizimlerdir. Bu iz kitap sahibinin kişiliğini yansıtır. Bazen sanat eseri diyebileceğimiz tasarım ve ifade gücüne sahipken bazen sadece kitap sahibinin adının başharflerini içerir.
Latince –in kitaplarından –in kütüphanesinden anlamını taşır. Ekslibris’in ilk kullanım örneği taaa Mısır uygarlığına dayanıyor. MÖ.13. yüzyılda fayans üzerine yapılmış, papirüs levhalarını koruyan sandığın üzerin takılmış. Matbanın icadı ile ekslibris ihtiyacı daha fazla hissedilir olmuş. Günümüzdeki gibi kullanımı ise 15.yy da görülmeye başlanmış. Kirpi lakaplı bir rahip ilk defa kitaplığındaki kitaplara ağzında çiçek tutan kirpi şeklinde ekslibris uygulamıştır. Picasso, Klee, Munch ve Hasip Pektaş gibi pek çok sanatçı da bu konuda eserler vermiştir.
Kitapları korumak için sadece ekslibrisler kullanılmamış. 18-19. yüzyılları arasında özellikle Amerika’da kitapların çalınmasını engellemek için kitabın ilk yada son sayfasına kısa şiir yada tekerleme yazılmış.
If this book you steal away,
What will you say
On Judgment Day?
(Eğer bu kitabı çalarsan kıyamet günü ne cevap vereceksin?) Yada
Everytown is my dwelling-place
America is my nation
John Smith is my name
(Heryer benim meskenim, Amerika memleketim, John Smittir benim ismim) gibi...
Ancak ekslibrisler baskın çıktığı için bu uygulama zamanla ortadan kalkmış.

Bizim kültürümüzde de kitapların zarar görme endişesi var. Ancak endişemiz kitabın kaybolması değil. Kitap kurtları. (Okuma yazma oranının düşüklüğünden mi kaynaklanıyor yoksa halkımızın eli bolluğundan mı bilemiyorum.) Kitap kurtlarından yada güvelerden koruyabilmek için kitabın en başına “Ya Kebikec” yazılırmış. Kebikec böceklere, kurtlara hükmeden cinin adıymış. Hatta “Ya Hafız” da eklenirmiş Ya Kebikec yazısına. Hafız Allah’ın isimlerinden biriymiş. Koruyan kollayan demekmiş. Bazı kitaplarda “Ya Kebikec ihfazu’l varak!”, “Ey Kebikec, kağıdı koru!” anlamına gelen örneği de görülmüş. İşin aslı bu yazılar kitaba, özel bir mürekkeple yazılırmış. Kurtları uzak tutan da mürekkebin kokusuymuş.
Kitaplar öyle değerli ki her kültürde her yüzyılda korumak için çaba sarfedilmiş.
Meraklısına not: İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin içinde ekslibris koleksiyonu görülebilir. (Ünalan Mahallesi Keban Cad. No:20 Üsküdar İstanbul 216-470 9292)
Kaynak: www.wikipedia.com, www.lebriz.com |