| Ece Artun; Annemi yakın bir zamanda kaybettiğim için kitap duygusal anlamda ağır geldi ve beni üzdü. Özellikle “ümit kötülüklerin en kötüsüdür, işkenceyi uzatır” cümlesi yaşadıklarımla çok ilgiliydi ve beni çok sarstı. Hasta bir insana ümit vermek gerçektende kötülük diye düşündüm. Ayrıca “beni öldürmeyen şey beni güçlendirir” ve “ yalnızlık hastalıkların üreyebileceği en uygun ortamdır” cümleleri beni çok etkiledi. Nietzsche’nin yalnız bir insan olduğunu ve kitabın özündeki düşüncenin “amorfati / kaderini sev” olduğunu düşünüyorum. Bazen hayatı çok fazla sorgulamanın insana mutsuzluk getirdiğini, basit yaşamlar süren insanların daha mutlu olduğunu düşünüyorum. Ayla Coşkun; Bir psikiyatrın böyle bir romanı kurgulamış olması çok güzel. Kendi hayatımızdan çok şeyler bulabileceğimiz insanı bir yerlere alıp götüren bir roman. Ben Nietzsche’nin çok yalnız olduğunu, yalnız yaşamayı kendisinin seçimi olduğunu düşünüyorum. Dr.Beuer’in ise her şeye sahip olduğunu gerçek dostluğu ise Nietzsche’de bulduğunu düşünüyorum. Bana göre Salome ‘de kötü bir kadın değil ama bazı davranışlarıyla, tarzıyla zarar veren bir kadın. Kitapta ayrıca Freud’un psikanalizin temellerini nasıl attığına dair ipuçları görüyoruz. Firdevs Sükmenyıldız; Daha önceden Nietzsche’nin Zerdüşt’ünü okumuştum, bu kitapta da Zerdüşt’ten fikirler, sözler var. Ben de Nietzsche’nin yalnız olmadığını, bunun kendi seçimi olduğunu düşünüyorum. Yorum yapmak, eleştirmek amacıyla okuduğum uçun normal okuma hızımda okuyamadım, daha fazla irdelemek gfereğini duydum,bu nedenle kitabı bitiremedim ama en kısa zamarda bitireceğim. Çok etkileyici bir kitap. Kerem Ustomar; Bu bir psikiyatri kitabı. Nihilizm felsefesini sorguluyor. Roman psikolojinin ilk temelinin atıldığı zamanlarda geçiyor ve Dr.Beuer bu temeli atan kişi olarak karşımızda. Salome, doktora Nietzsche’nin tedaviye razı olsa bile bunun sadece fiziksel tedavi ile sınırlı olacağını, psikolojik bir tedaviye asla izin vermeyeceğini söylüyor. Zaten psikolojik rahatsızlığı olan insanlar o izni vermeyen insanlardır.Benim kitaptan çıkardığım ümitsizlik hastalığının tedavisinin insanın kendi içinde olduğu,ümidi insanın içinden çıkarması gerektiği oldu. Tabii bunun için kalın kabukları kırmak gerekiyor. “Amorfati/ kaderini sev” felsefesi ve hayatın sizi ördüğü düşüncesi kitabın özü bence. Arzu Alpaydın; Ben kitabı okumadan Nietzsche ile ilgili çok az şey biliyordum. Kendisine çok acıdım ve bana bir arkadaşımı çağrıştırdı. Bu devre ait olmadığını söylüyor, iletişimi koparıyor, hayatın anlamını sorguluyor ve bu onu mutsuz ediyor. Bence kitapta Nietzsche’nin bahsettiği ‘köprü’ kavramının üzerinde durabiliriz. İnsan bir şeyi kendisi yapacakken bunu bir başkasının söylemesi üzerine yapmaktan vazgeçebilir. Ben bir çok durumda bunu yaşıyorum. Kitabı henüz bitiremedim ama bende bıraktığı duygular bunlar. Beril Ergün; Ben daha çok Dr.Beuer’den etkilendim. Bence hasta ile doktor arasındaki roller değişti, rüya ve hipnoz esnasında yaşadıkları, annesine duyduğu özlem ve sevginin açığa çıkması, sorunun ortaya çıkmasıyla tedavi yoluna gidilmesi beri çok etkiledi. Serhan Atay; Beni ümitle, ölümle ilgili söylediği harika sözlerin dışında en çok etkileyen “insan ruhu, yaptığı seçimlerle belirlenir” cümlesiydi. Hayatımızda hep farkında olarak veya olmayarak seçimler yapıyoruz. Bunlar bizim yaşamımızın, mutluluğumuz veya mutsuzluğumuzun temelini oluşturan seçimler. Sonuç olarak mutsuz olduğumuz,hoşlanmadığmız durumlarda ruhumuz azap duyuyor, ama egolarımız yüzünden biz bu durumları kendi seçimlerimiz yüzünden yaşadığımızı kabul etmiyoruz, hep başkalarını ve şartları suçluyoruz. Halbuki aynı koşullarda, aynı insanlarla karşılaşıp farklı seçimler yapmak mümkün, biz bazı şeyleri seçmiyorsak gerçekten istemediğimiz için seçmiyoruz ve çaba göstermiyoruz. Bu durumda da Nietzssche’nin “amorfati/ kaderini sev” düşüncesi çok doğru, çünkü biz bu kaderi seçimlerimizle kendimiz belirledik. Ben Nietzsche’nin de kendi yalnız olma durumunu kendinin belirlediğine ve hayatındaki annesi, ablası ve Salome gibi baskın karakterli kadınlardan kaçmak özgür olmak istediğine inanıyorum. Salome’ye karşı duyduğu tutku aynı zamanda onu tutsak eden bir şey ve bu duruma düşmekten de rahatsız. “Yaşama karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır, daha alçağını değil” cümlesiyle seçimlerimizi yaparken içimizdeki kahramanın gelişimini hiçbir şeyin engellememesine özen göstermemiz gerektiğini anlıyorum. Ufuk Pınaroğlu; Benca yazar hayatı sorgulamış. Bunu da başarılı, alanlarında öncü ve uç tipleri seçerek yapmış. Dr.Beuer, her şeyi olan başarılı, psikoloji ve hipnozla ilgileniyor, ama kendini mutsuz hissediyor, Nietzsche de başarılı, yalnız, çağına göre sıradışı fikirleri var, Salome ise özgür, bağımsız ve feminizmin temelerini atan bir kadın. Üçü de yaşadıkları döneme göre sıradışı ve öncü kişilikler. Yazar bu kurguyu günümüzde yaptığına göre acaba o dönemde yaşanan, özgürlük, seçimler, ümitsizlik, fikirlerinin anlaşılamaması gibi sorunlar hala devam ediyor diye mi düşünmüş? Günay İzer; Geçen yıla kadar felsefeye yabancıydım bu tarz kitaplar okudukça ve tanıdıkça çok sevdim. Bir çok yerini geri dönerek tekrar tekrar okudum ve anlamaya çalıştım. Kitaptan bir çok başucu notu çıkardım ve içselleştirme yaptım, çözümler ürettim, dersler çıkardım. Kitabın sonuna kadar romanın bir kurgu olduğunu bilmiyordum, sonunda öğrendiğimde tedirginlik bende yarattı.Dr. Beuer’in Nietzsche’yi tedaviye ikna etmek için bu kadar zaman ve emek harcamasını hastaları arasında ayırım olarak gördüm. Bu durumu kendi öğrencilerim için yapmazdım diye düşünüyorum. Tedaviyi satranç oynar gibi adım adım yapması, ikna etmek için danışmanım olur musun demesi beni etkiledi. Çıkardığım en büyük ders kendimizi sevmemiz ve olumlu düşünceydi. Reyhan Karahasan; Kitabı okuduğum için çok mutluyum. Çok güzel duygular çıkardım. Hayatta her şeyin dört dörtlük gözüktüğü anlarda bile bir şeyler eksiktir, doktorun yaşamında da bunu görüyoruz. Dr.Beuer’in gerçeklerle yüzyüze gelmesi, gerçek hayattan hayal ettiği şeylere doğru gitmesi çok cesaret isteyen bir şey, bizi bağlayan şeyler nedeniyle bunu yapamıyoruz. Dr. Beuer bunu kitapta hipnoz yoluyla yaptı ve sonunda kendi kaderini sevmeyi öğrendi. Ben de hipnoz yaptırmak isterdim. Köprü olayıyla ilgili de insanlara bir şeyi yapmalarını söylemenin doğru olmadığını, bunun bir işe yaramadığını düşünüyorum ama bunu yapmaktan da kendimi alamıyorum. Neşe Şen; Kitabı daha önce 1998’de okumuştum. Aklımda çok fazla bir şey kalmamış ama kitap bende bir lezzet bırakmış. İki kere okumak benim için iyi oldu. Dr. Beuer’i meslek, aile, para ve Yahudi olmak konularında sıkışmış bir karkter olarak görüyorum. Nietzsche’yi ise sıradışı ve hasta ruhlu olarak görüyorum, belki de bunlar felsefeci olmanın gerekleri. “Hayat doğru cevapları olmayan bir sınav” ve “Doğru müzik, doğru dans” cümleleri beni çok etkiledi. Belki de doğru müzik fonda hep çalıyor ama biz dansı yanlış yapıyoruz. Bence yazar kitabı Freud’un gözünden, onun ağzından yazmış. Dr. Beuer’in psikanaliz ile igili fikirlerini Freud’dan aldığını düşünüyorum. Mualla Sipahioğlu; Kitabı henüz bitirmedim, yavaş ve sindirerek okumak istiyorum. Benim de hayatta bir takım takıntılarım var, bu anlamda bana çok faydası oldu. Geçen hafta yaşadığım bir takım olaylarda da Neşe bana sürekli “baca temizliği yap” dedi. Bu beni gerçekten rahatlattı. |