| Saat 22:00 , kör tornavidalarla sökülmüş, muhtelif ebatlarda kesilmiş onbeş parça suntalem, artık arabamın bagajına sığabilmekte. Meltem gelmiş; Gülin Hn. ile birlikte işyerlerinden temin ettikleri keklerimizi, krakerlerimizi görmüş yolda; Meltem’in arabaya diye; sen bir başka arkadaşın bagajına geçmişler; Fenerbahçe’de kahve içmekteler. Ah bu kekler krakerler… Yapacak birşey yok; çıkalım dedik. İstikamet Fenerbahçe… Saat 23:02, Köprüde’yiz trafik var; Insanlara kızıyorum gecenin 11’nde ne işiniz var kardeşim trafikte. Otursanıza evinizde. Yanımdaki araçta burnundan soluyan bir kadının aynı kızgınlıkla bana baktığını farkediyorum. Müziğin sesini biraz daha açıyorum. “ I'm wait Liiikkeee a stoneeee….” Saat: 23:40 “ Alo Bahadirim, şimdi köprüden geçtik; 15 dakikaya sendeyim…. Bulurum tabi yaa, kırk kere geldik kardeşim evine ayıp ediyorsun ama…” Saat 24:02 “ Alo Bahadır, oğlum kayboldum ben ya….Nereye sakladın abi evini. Dön dolaş deli danalar gibi ben şeydeyim…. Eeee…. “ Saat 24:20 Çok şükür buluştuk, Davutpaşa’dan Beylikdüzü’ne yola çıktık, önde ben, Bahadır, arkada Meltem ile Nigar, iki araba peşpeşe yoldayız. Ishak’tan haber var; saat 22:00’den beri bizi bekliyormuş. Kardeşim benzinlikten iki tane mangolu, portakallı, yanarlı dönerli meyve suyu aldı. Gaz pedalından ayağım dışarı çıkacak, arabam zangır zangır titriyor saatte yüzyirmi kilometre hızı gördükçe. Saat 01:00 , Büyük insan Ishak elinde iki koca kutu alet çantası ile bizi beklemekte. Hep beraber beş elden yükleniyoruz malzemeleri. Salon 1 Stand 111 yerimiz. İçerde hummalı bir çalışma, bir koşuşturma. Yerimiz ufak ama olsun artık ne yapalım. Adımız Hıdır elimizden gelen budur diyerek başlıyoruz çalışmaya. Nigar direktif veriyor “ Bahadır biraz sola, biraz daha… “ Meltem gunlerdir peşinden koştuğu afiş, broşür ve ayraçların düzenlemesini yapmakta, Ishak yumuşak bir bilek hareketi ile vida takmakta… Saat 02:00 işimiz bitti, hem işimiz bitti, hem pilimiz bitti. Eve dönüyoruz artık yarın sabah fuarın ilk günü… Ve bundan sonra tam 9 gun boyunca biricik yoldaşımız Ali Cengiz Hocamız’ın müthiş desteği ile, kahvelerimizi sıcak susuz bırakmayan Tugba ile, hem toplayıcımız, hem kahramanimiz Gülin Hn. ile, “bir insan hep mi güler kardeşim” dedirten Ergül Hn. ile, mekanimizi en afili yayınevlerinin standı gibi kalabalık tutan TOT üyeleri ile, hafta içi kurtarıcılarımız Sesim Hn., Sevin Hn., Hülya Hn., Aynur Hn. ve Filiz Hn. ile, Çin’den gelen e postalar ile, silah altındaki entellektüel Mehmetçik ile, ve desteğini esirgemeyen tüm Thyke dostları ile , Thyke’yi anlattık, soruları yanıtladık, ayraçları, broşürleri dağıttık, yeni dostlar kazandık, yüze yakın başvuru ile heyecanlandık, şaka gibi ama bir fuarı daha geride bıraktık… Herkese teşekkürler… |